Belleğin, rüyanın ve izlerin katmanlarında...

Boyamak hep çocuksu olmaktı... Özgürce kendini anlatmak gibi. Boyalar doğanın davetiydi benim için. Yüzeyde sadece renk taşıyan bir araç değil, aksine hafıza kazan ve iz süren canlı bir doku; resimsel pratiğimin merkezinde malzeme, beden ve zamanın ortak evrimi yer alıyor. Genellikle akrilikle çalışıyorum fakat kök boyalardan geleneksel olmayan organik dokulara ve kağıdın kendisi , baskı tekniklerine kadar geniş bir yelpazeyi kucaklıyorum.
Üretim evrenimde rüyalar birer çıkış noktası sunsa da, eserin asıl taşıyıcısı ve özü sürecin kendi ritmidir. Bu yaratım alanında doğaçlama, oyun alanı ve kesintisiz akış hali esastır. Buradaki akış; önceden kurgulanmış bir kompozisyona boyun eğmek yerine, malzemenin direnciyle sezginin ve bedensel hareketin birbirini biçimlendirdiği, kronolojik zamanın silindiği bir haldir.
Bu yüzden her tuval, önceden tasarlanmış bir sonun değil, an içinde doğan tesadüflerin ve karşılaşmaların bir kaydıdır. Doğanın ritmi, bedensel bellek ve içsel coğrafyamdan süzülen imgeler; bu akışkan zemin üzerinde şekil değiştirerek izleyiciye katmanlı, u çları açık ve her defasında yeniden yazılan hikâyeler sunar.









