
SERAMİK & ENSTALASYON
Seramik ve enstalasyon pratiğimde malzemeyi yalnızca biçim kuran bir araç olarak değil; temasın, zamanın ve belleğin taşıyıcısı olarak ele alıyorum. Kil; elde biçimlenen, bozulan, iz tutan, direnç gösteren ve dönüşen yapısıyla bedenle doğrudan ilişki kuruyor. Bu fiziksel temas, işlerimde kişisel deneyim ile kolektif hafıza arasındaki geçişlerin başlangıç noktasına dönüşüyor.
Yazı, iz ve bedensel müdahaleler yüzeyde kimi zaman açıkça görünür oluyor, kimi zaman yalnızca bir kalıntı gibi varlığını sürdürüyor. Bireysel olanın toplumsal olanla kesiştiği bu alanda; güç, aidiyet, kırılganlık, hafıza, yuva, duygular, duyular ve dönüşüm meselelerini malzemenin kendi dili üzerinden araştırıyorum.
Enstalasyonlarımda ise iş, nesnenin sınırlarını aşarak mekâna yayılıyor. Anlam; formun kendisinde sabitlenmek yerine izleyicinin bedeni, mesafesi, hareketi ve bakışıyla yeniden kuruluyor. Böylece seramik, yalnızca görülen bir nesne olmaktan çıkıp karşılaşmanın, gerilimin ve dönüşümün parçası hâline geliyor.
Duyguların Anatomisi Üzerıne Denemeler
Her bireyin kendi ruhsal evreninde gökyüzünün rengini başka türlü belirlediği gerçeğinden yola çıkar. Bu duygular, yaşamın farklı evrelerinde dönüşür, katmanlaşır ve yeni anlamlar kazanır. Duvarı kaplayan taşların oluşturduğu bu duygusal atlas, ortak bir varoluş zemininden hareketle bireysel özgünlüğün sınırlarını sorgular:
Aynı gökyüzünün altında nefes alıyor ve benzer duyguları deneyimliyorsak, bizi birbirimizden ayıran nedir?
İnsan, karşılaştığı yoğun duygular içinde kendi gerçekliğine nasıl bir alan açar?
Farazi Sergisi
Seramik Yerleştirme, 2023 , Taksim Sanat Galerisi- Farazi Sergisi

.png)


Duygusal Yatır-ım
Gündelik hayatın akışı içinde yaşanan, kaydedilen ve çoğu zaman fark edilmeden geride bırakılan duyguların maddi bir arşive dönüşmesinden doğar. Sanatçının tuttuğu günlüklerden seçilen duygu ve deneyim izleri, seramik taşların yüzeylerine aktarılır; her taş, belirli bir ana ait içsel kaydın ağırlığını taşır. Zamanla biriken bu parçalar, geçmişte kalmış anların değil, değişerek ve biçim değiştirerek bugüne eşlik etmeyi sürdüren duygusal deneyimlerin bir toplamına dönüşür. İş, duyguyu geçici bir hâl olmaktan çıkarıp belleğin ve benliğin kurucu malzemelerinden biri olarak ele alırken izleyiciye de şu soruyu yöneltir:
Gün içinde yaşayıp geride bıraktığımız duygular gerçekten kaybolur mu, yoksa fark etmeden içimizde birikmeye devam mı eder?
Seramik Yerleştirme, 2023, TÜYAP Sanat Fuarı




Katı Olan Herşey Sıvılaşıyor
“Katı Olan Her Şey Sıvılaşıyor”, insanın yaşamı boyunca deneyimlediği, bastırdığı ve zamanla biçim değiştiren içsel katmanları derinlemesine inceleyen küratöryel ve kavramsal bir yerleştirmedir. Bu yapıt, modern bireyin hızla akıp giden gerçekliği içerisinde katılaştırdığı savunmalar ile zamanın ve deneyimlerin etkisiyle çözülerek yeni bir forma evrilen görünmeyen iç dünyasına odaklanır.
Malzemenin fırın sürecinde geçirdiği fiziksel dönüşüm, bireyin içsel katmanlarının da sertleşme, direnç gösterme ve nihayetinde yumuşama halleriyle birebir örtüşür. İş, modern dünyanın katı yapıları ile insan kalbinin akışkan, kırılgan ve sürekli değişen gerçekliği arasındaki gerilim hattında konumlanır.
Sınırların ve kalıcı sanılan formların eridiği bu zeminde yapıt, izleyiciyi şu varoluşsal sorularla baş başa bırakır: Zorluklar karşısında içimizde neler katılaşıp birer dogma hâline geliyor; zamanla neleri eriyip çözülerek hayatın akışkan bir parçasına dönüşmesine izin veriyoruz? Çalışma, bu sorular üzerinden seramiği yalnızca biçimsel bir nesne olmaktan çıkararak içsel bir döküm ve arınma alanına dönüştürür.
Seramik Yerleştirme, 2023, TÜYAP Sanat Fuarı
.png)
.png)
.png)
.png)
Kırılgan Hafıza
Kırılgan Hafıza, gündelik yaşam içinde silinen, parçalanan ve dönüşen anlık izlerin peşine düşen bir çalışmadır. Ahşap çerçeveler içindeki seramik figürler ve lekesel katmanlar, bellekte tutunan ya da zamanla çözülüp dağılan hatıraları görünür kılar.
Fırınlanarak sertleşen ancak kırılganlığını koruyan seramik, insan belleğinin kırılgan doğasını yansıtır. İş; zamanın akışı içinde hangi anların hafızada kaldığını, hangilerinin silindiğini sorgularken izleyiciyi kendi kişisel belleğiyle yüzleşmeye davet eder.
Seramik Yerleştirme, 2021, TÜYAP Sanat Fuarı




Duyumsuzlar Cemiyeti
Duyumsuzlar Cemiyeti, güç, iktidar ve toplumsal duyarsızlaşma arasındaki ilişkiye odaklanan seramik bir yerleştirmedir. Biçimleri bozulan, birbirine yaklaşan ve giderek ayırt edilmesi güçleşen figürler; gücü elinde tutan ile ona maruz kalan arasındaki sınırın ne kadar geçirgen olduğunu görünür kılar.
İş, toplumun tekrar tekrar tanık olduğu şiddet, eşitsizlik ve baskı karşısında geliştirdiği duyarsızlığın yalnızca bir geri çekilme biçimi olmadığını; zamanla karşı durulan yapının dilini, davranışını ve biçimini yeniden üretme ihtimalini de taşıdığını öne sürer.
Peki güç el değiştirdiğinde gerçekten başka bir şey mi ortaya çıkar, yoksa dün karşısında durduğumuz şeye dönüşmeye mi başlarız?
Seramik Yerleştirme, 2022, TÜYAP Sanat Fuarı




Oynuyorum Ama?
“Oynuyorum ama?”, iktidarın manipülasyon mekanizmalarını ve görünmeyen sansürü interaktif bir oyun kurgusu üzerinden tartışmaya açan seramik bir enstalasyondur. Geleneksel otoritenin simgesi olan çini motiflerini kaydırmalı bir bulmaca tablasına dönüştürerek izleyiciyi bu mekanizmanın içine çeker.
Yüzeydeki kusursuz çini deseni bize sunulan resmî söylemi temsil ederken, parçalar hareket ettikçe üstü örtülen ve sansürlenen hakikatler görünürlük kazanır. İzleyiciye sunulan oyun alanı, aslında kuralları önceden belirlenmiş bir çerçevenin sınırlarını ifşa eder. Bu yönüyle enstalasyon, iktidar biçimlerinin sansür ve manipülasyonu günlük bir "oyun" estetiğiyle nasıl doğallaştırdığını eleştirel bir gözle sorgular.
Seramik Yerleştirme, 2021, TÜYAP Sanat Fuarı




Koleksiyon Olarak Kendimi Topluyorum
Koleksiyon Olarak Kendimi Topluyorum, dilin nereden konuştuğunu ve kim tarafından meşru kılındığını sorgular. Sokak duvarlarının denetimsiz dili ile okulun resmî "fiş" formlarını bir araya getirerek kurumsal olanla gündelik olanı karşı karşıya getirir.
Bağlamından kopan sözcükler yeni bir kurguyla yan yana geldiğinde sistemin dili ile bireyin iç sesi arasındaki sınırlar bulanıklaşır. Dil, sabit anlamların taşıyıcısı olmaktan çıkarak hafızanın ve kimliğin müzakere edildiği akışkan bir alana dönüşür: Bizi tanımlayan dil ne kadarı bize aittir, ne kadarı bize öğretilmiştir?
Seramik Yerleştirme, 2019, Mixer Galeri- Teşbihte Hata Olmaz
.png)
.png)
.png)
.png)
İçin Dışına Çıkınca?
Seramik, gündelik ve kırılgan bir nesnenin —zarfın— taşıdığı anlamı tersyüz eder. Yerleştirmedeki her zarf, sanatçının kendi günlüklerinde yer alan bir metne karşılık gelir; böylece yazma eylemi yalnızca kişisel bir kayıt olmaktan çıkar, mekânda biriken fiziksel bir varlığa dönüşür.
Normalde bir mesajı taşıyan zarf burada gönderilmez, açılmaz; içeriğini göstermeden yalnızca onun varlığını taşır. Kâğıdın hafifliği seramiğin ağırlığıyla yer değiştirirken, yazılmış olan ile hatırlanan arasındaki mesafe de görünür hâle gelir. Üst üste biriken zarflar, geçmişte yaşanmış duyguların ve düşüncelerin kapalı bir arşivi gibi durur; ne bütünüyle kaybolmuş ne de bütünüyle erişilebilirdir.
İş, hafızanın tam da bu aralıkta nasıl var olduğunu sorar: İçeriğini artık hatırlamadığımız, fakat izini taşımaya devam ettiğimiz şeyler hâlâ hafızamızın bir parçası mıdır?
Seramik Yerleştirme, 2020, Galeri




Ayrıksı
Kent, insanı içine alan ve homojenleştiren devasa bir çark gibidir; ancak bu çarkın içinde her birey, her yapı ve her katman kendi direniş biçimini örer. Ayrıksı, bir kente ait olmanın konforu ile o kentin dayattığı demir yığınlarına, beton hafızasızlığına ve hız akışına ayak uyduramamanın yarattığı o zihinsel ve fiziksel yabancılığın kesişiminde durur.
Yerin altında yatan kadim kalıntılar ile üstte göğe tırmanan çelik konstrüksiyonların tezatlığı gibi, insan da yaşadığı kentin hem merkezinde hem de kıyısındadır. Eser; kente "ne kadar aitiz" sorusunu sorarken, asıl asiliğin ve hakikatin o "ayrıksı" kalabilme halinden, kentin ezberini bozan o sessiz uyumsuzluktan beslendiğini hatırlatır.
Seramik Yerleştirme, 2018, Galeri




Fil gibi Yürüdük
Seramik, gündelik ve kırılgan bir nesnenin —zarfın— taşıdığı anlamı tersyüz eder. Yerleştirmedeki her zarf, sanatçının kendi günlüklerinde yer alan bir metne karşılık gelir; böylece yazma eylemi yalnızca kişisel bir kayıt olmaktan çıkar, mekânda biriken fiziksel bir varlığa dönüşür.
Normalde bir mesajı taşıyan zarf burada gönderilmez, açılmaz; içeriğini göstermeden yalnızca onun varlığını taşır. Kâğıdın hafifliği seramiğin ağırlığıyla yer değiştirirken, yazılmış olan ile hatırlanan arasındaki mesafe de görünür hâle gelir. Üst üste biriken zarflar, geçmişte yaşanmış duyguların ve düşüncelerin kapalı bir arşivi gibi durur; ne bütünüyle kaybolmuş ne de bütünüyle erişilebilirdir.
İş, hafızanın tam da bu aralıkta nasıl var olduğunu sorar: İçeriğini artık hatırlamadığımız, fakat izini taşımaya devam ettiğimiz şeyler hâlâ hafızamızın bir parçası mıdır?
Seramik 2018, KÖPRÜ SERGİSİ- OFİS SANAT GALERİSİ ,

.png)

_edited.jpg)
Geri Dönüşü Yok
"Geri dönüşü yok" cümlesi, hayatın keskin eşiklerini ve zihnin geri alınamaz fark edişlerini görünür kılar. Eser; kumaşın yumuşaklığı ile seramiğin kırılgan ve katı yapısı arasında örülen ilişkide, zamanın akışını, kaymaları ve bir kez görüldükten sonra eskisi gibi bakılamayan gerçeğin izini sürer. Kırığın ve malzemenin taşıdığı hafıza üzerinden, geçmişi onarmak yerine anla kurulan yeni bir başlangıç ihtimalini araştırır.
Tekstil, seramik ve duvar yerleştirmes -2017



